30 Mayıs 2023 Salı

Değişmeyen Tek Şey Değişimin Kendisidir

Fark etmeden ne çok kabuk bağlıyor insan, hayatımız boyunca ne çok yara alıyoruz.
Vücudumuz, zihnimiz bizi korumaya o kadar odaklı ki,
Olumsuz koşulları iyileştirmek ya da onlara direnebilmek için müthiş bir çaba içinde.
Bu yüzden de farkında olmadan oluşturduğumuz çok kabuk var.

Anlamlandıramadığımız duyguların, ruh değişikliklerinin arkasında bir çok sebep olabilir.
Biraz kendi içinize döndüğünüzde,
Kabuklarınızla tanışıp, kaldırmaya çalıştığınızda altındaki sebeplere çok şaşıracaksınız.
Herkesin hikayesi tam burada başlıyor.

Hiçbirimiz sorunsuz bir hayat yaşamıyoruz, bu sorunlar bizi kimi zaman tanıyamadığımız birine dönüştürebilir, 
Yeni bir benlik oluşturdum sanabilirsiniz veyahut çevreden çok değiştin yorumlarına maruz kalabilirsiniz.
İnsanız, değişeceğiz. O kadar normal ki değişmemiz, hep aynı kalırsak orada bir sıkıntı var demektir.
Değişirsek gelişiyoruz demektir.

Keşfedeceğimiz çok şey var. Dilerim ki hayat sana, fark etmeden açılan yaraları iyileştirecek gücü ve zamanı verir. Kabuklarını kırdığında bir daha "eski sen"i bulamayacaksın bunu bilmeni isterim. Bu kötü bir şey değil, kendinin en iyi versiyonunun bu şekilde bulacaksın. Geçmişi ve aldığın yaraları değiştiremezsin ama iyileştirerek geleceğe çok daha sağlam adımlar atabilirsin. Hayat sana bunu görebilme fırsatı verir umarım.

10 Mayıs 2023 Çarşamba

Soykırım

















 Bir kitap bitirdim. Adı "Kuklacı Çocuk". Nazilerin Yahudilere yaptığı soykırım sırasında Varşova'da yaşayan 13 yaşındaki bir çocuğun Ghetto'da kukla gösterileriyle hayatta kalma macerasını anlatıyor. Kitabın sonunda gerçekten yaşamış ve bu savaşta önemli işler yaparak adını duyuran bir kaç Yahudi'nin adları ve yaptıklarından kısaca bahsetmiş. Kahramanları teker teker araştırırken, soykırım sırasında çekilen fotoğraflara rastgeldim haliyle. Auschwitz'deki zulümleri okudum. 

 2019'da Polonya'da Erasmus için 4-5 ay kadar kalmıştım. Ben Auschwitz'in gerçekliğiyle orada
tanıştım. Fakat gitmeye cesaret edemedim ne yazık ki. O dönemde oda arkadaşlarımın ikisi de Auschwitz'e gitmişti. Gördüklerini ağlamaklı bir şekilde anlatıyorlardı. Portekizli arkadaşım "Her insanın görmesi gerekiyor. Orada yaşanılanlar insanlık dışı. Bunu unutmamak gerekiyor." demişti. Yine de kendimde o cesareti bulup gidememiştim. Krakow'a gidip 24 saat içinde geri dönmek zorunda kalmıştım zaten. Şimdi internette bu bataklığa düştükçe ekstra şeyler çıktı karşıma. Kamptaki mahkumlardan oluşan Sonderkommando denilen ekibin gizlice insanlar yakılırken çektiği bulanık fotoğraflar düştü. 14 yaşında zayıflıktan mı yoksa ölüm raporunda yazan "kalbine fenol enjeksiyonu"ndan mı öldüğü bilinmeyen kamptaki 1.300.000 kişi arasında "on sekiz yaşından küçük yaklaşık 230.000 çocuk ve gençten" biri olan Czeslawa Kwoka'nın masum fotoğrafları düştü. Dikenli teller ardından bakan çocuklar, çizgi pijamalı insanlar, saçları kesilmiş kadınlar. Kadınların üzerinde deney yapılan odalar. Kesilen saçların biriktirilmesi ve yaklaşık 10,000 kg saç bulunması. Yakılan insanların dişlerinden ayda 10-12 kg altın çıkarılması. Bir kümes gibi tahta üzerinde yatılan ranzalar. Ölüm duvarı, Krematoryumlar, gaz odaları, insanların üzerinden çıkarılan giysiler, gözlükler, yazılmış mektuplar... 
Sonu asla gelmiyor. Araştırdıkça yeni zalimlikle karşılaşıyorsunuz. Chelmno, Belzec, Sobibor, Treblinka... Bu zulümler yaşanmış, filmler, kitaplar yapmışlar bu zulmü kullanarak. Gerçekten Dünya'ya duyurmak için mi yoksa yine insanlığın maddeye duyduğu büyük açlığından mı bilemiyorum. Bunlara bakarken aklıma 2016 yılında Berlindeki Jewish Museum'a gittiğim geldi. Yaptıkları bu soykırıma üzülüyormuş gibi Yahudilerin anısına müze yapmışlar başkentlerinde, çok dokunaklı değil mi? 2016 yılında eğer daha farkında olabilseydim bazı şeylerin müzenin önüne tükürürdüm herhalde..

 Bugün sadece Auschwitz'de kayıtlı, yitirilmiş 1,080,000-1,085,000 can. Biliyorum ki Holocaust ve II. Dünya savaşında çok daha fazlası var.  Dağılmış onca hayat ve bu hayatların hikayeleri. İnsan, insana bu kötülüğü neden yapar ki? Tek bir Dünya var yaşadığımız, hangi toprakta hangi ırka ait olduğumuz farketmez, aynı kaynakları kullanıyoruz. Hepimiz insanız. Neden bu doyumsuzluk ve ego, neyin savaşı bu? Nasıl bir zalimlik? Bir taraf kaybederken diğer taraf kazanıyor mu gerçekten? Bu vahşette kazanan yok. Bir taraf hayatını kaybederken diğer taraf vicdanını kaybetmiş.