6 Aralık 2020 Pazar

İnsan Virüsü

Geçmişi boktan diye, çocuğunun üzerinde sigara söndüren,sözde ebeveyn,
Psikolojim bozuk diye sokakta yürürken birine bıçak çeken,
Sevgisine karşılık bulamadı diye birinin yaşam hakkını elinden alan,
Bakalım ne olacak diye,sokaktaki hayvana tekme atan,
Görüntü kirliliği diyerek mama kaplarını ezen,yuvaları yıkan, aşağılık,
Kendimde değildim deyip ördeğe,köpeğe,banka,damacanaya tecavüz eden,
Cin çıkarıyordum deyip 10 yaşındaki çocuğa taciz eden,
Zevk için birinin ırzına geçen, sapık,
Güç bende deyip,hak hukuk tanımayan,sözde aydın,
Biraz daha para kazanmak için, doğanın ağzına sıçan,siyasi güç sahibi,
Ne olacak zaten toplayan var deyip,elindeki çöpü sokağa atan, cahil,
Ben mi kurtarıcam Dünyayı diye düşünen her bencil,
Apartmanda yaşayan insanlara rahatsızlık vermesin diye,köpeğin ses tellerini çıkartıp onu çiftleştiren,
Yeni bir tür yaratmaya çalışan,
Diğer yandan tavuğunu çaldı diye komşusunun köpeğinin ayaklarını kesen,caniler
Sevgilisi var diye ablasını sokak ortasında vuran,
Töre böyle,kanımız yerde kalmamalı diyen her aptal,
Erkek yeğenine 9 yıl tecavüz edip,tehdit edip yeğeninin intihar etmesine sebep olan pislik,
Ve daha nice sebep olunan kötü olaylar silsilesi...
Ve bütün bu olaylara şahit olup susan,
Ses çıkaramayanı fark edip onun sesi olmayan herkes,
İnsanlığın en utanç verici yanısınız.
Eğer insanlık denilen şey buysa,
Kendinden başka hiçbir şeyi düşünmemekse,
Bu oyunun kurallarını ben koydum ben bozarım demekse,
İnsanlık bu Dünya'nın ölümcül virüsüdür.

23 Kasım 2020 Pazartesi

24

 Birkaç gün önce 24 yaşımı doldurdum. 24 senedir iyi kötü bir şeyler gördüm. Erken yaşta, çok sevdiğin birini kaybetmek nedir öğrendim. Mezar taşının önünde konuşmayı, bazen ona sarılıp ağlamayı,hayatın ne olursa olsun devam ettiğini, acının geçmediğini ama hafiflediğini.. Güzel anıların içinde kendimi kaybettim bazen. Karnım acıyana kadar güldüm. Şiir yazdım. Şarkı söyledim. Sahne aldım. Tiyatro oynadım. Az ama öz dostluklar kurdum. Çok arkadaşım oldu, düşmanım var mı bilmiyorum. Ama ben kimseye düşmanlık beslemedim. Ailenin kan bağıyla ilgili olmadığını öğrendim. İnsan olmanın sadece insan doğmakla olmadığını, başkasının acısını paylaşabilmeyi, birinin yardımına el uzatabilmeyi, paylaştıkça mutlu olmayı öğrendim. En çok bunu sevdim. Birini mutlu etmek. Bir hayvana bile iyiliğim dokunsa mutlu oldum. Aşık oldum mu bilmiyorum, ama çok sevdim. Aşk biraz karışık. Mantıklı olmayı tercih ederim. Bir ara platonik olmuştum. Sırf birine karşılıksız sevgi beslediğim için kendime kızıp oturup ağlamıştım. Ağladım çokça kez, sabah çok eğlenip akşam yattığımda yastığım sırılsıklam uyuduğum çok oldu. Hala da olur. Bazen hiç tanımadığım birinin ölümüne bile ağladım. Zaten karşımda biri ağlamaya başlayınca da kendimi zor tutarım.  Çok hata yaptım. Söylenmeyecek şeyler söyledim. Pot kırdım. Sokakta birden kendimi yere bırakıp bağıracak kadar öfkelendim. Sonra öfkemi kontrol altında tutmayı öğrendim. Kavga ettim,fiziksel olarak, sonra gereksiz bir şey olduğu için kavga etmemeye söz verdim. Tacize uğradım, kaç kez hatırlamıyorum, bu ülkede tacize uğramamış bir kadın gösteremezsiniz zaten. Küçükken ağlamıştım büyüyünce kafa tutmaya başladım. Dünya'nın her yerinde kadın olmak zor. Yurtdışına gittim,gezdim,okudum. En çaresiz hissettiğim zaman da burada olmuştu. Yine de en güzel zamanlarımdı. Arkadaşını yolda tanıdığını gördüm. Hiç alışamayacağını düşündüğün şeylere nasıl kolay alışıldığını gördüm. Dışarıya karşı gardımı almışken o gardı indirebilen birileriyle tanıştım. Korkarak başladığım çoğu işi çok sevdim. Cesaretimi kıran çok şey oldu ama cesaretimi topladığımda hayat güzel şeyler sundu. Çizgimi bozmadım, ben neysem o oldum, ne istediysem onu yaptım. Hayal edip ulaştığım da oldu, ulaşamadığım da. İçten dileklerimden seneler sonra vazgeçtiğimde ya da unuttuğumda hayat önüme sundu. Şükrettim. Yalnız kaldım, o zaman biraz daha büyüdüm. Acılar olgunlaştırmaya devam eder. Hoşgeldin yeni yaşım ve yeni olacak diğer tüm duygularım.

20 Kasım 2020 Cuma

En çok kendimden


Bir anda her şeyi bırakıp gidebilmek mümkün olsa, nereye giderdin?
Nereye gideceğini bilmeden öylece gitmek istiyor için bazen, biliyorum.
Sıkılıyorsun her şeyden, en çok kendinden, benim gibi. 
Aynaya baktığımda, ne kadar acıya dayanabileceğimi ölçüyorum gözlerimden.
Bugün ruhunu neyle besleyeceksin? 
Bir yer var mı gerçekten, hiçbir şeyin tükenmediği?
Kendimi sevebileceğim ve bulabileceğim?
Bir yer var mı gerçekten huzuru hissedeceğim? 

23 Ekim 2020 Cuma

Hayatın içinde küçük balık olmak

 

 Bugün biraz dertleşir gibi yazmak istedim. Belki sizinle hiç tanışmadık veya artık konuşmuyor olabiliriz. Ama inanıyorum ki birazdan söyleyeceklerimi eminim bir dönem yaşamışsınızdır. Gerçi yaşamamış da olabilirsiniz bilemiyorum ama düşünmüşsünüzdür herhalde ya. Yalnız değilim çünkü biliyorum.

 Hangimiz gerçekten istediğimiz gibi bir hayat yaşıyoruz? Kaçımız istediğimiz meslekteyiz? Kaçımız güne mutlu başlıyoruz? Ben eminim, çoğumuz hayatta istediği yerlere gelmek için fiziken ve ruhen yoruluyor. En çok ruhen yoruluyoruz. Ülke şartları bundaki en önemli neden tabii. Yorulman gerekiyor fakat yorulduğuna değecek bir şey bulamıyorsun elinde ay sonunda. Asıl nokta da bu.

 Bugün alışverişe çıktım o kadaaar pahalı ki her şey, bir asgari ücretin yarısıyla kaliteli 1 mont ve 2 pantolon, 1 kazak belki alabilirsin. Mutfak ve kira masrafını saymıyorum bile. Yani sana bir asgari ücret yetmiyor. Bu hesaplamayı tamamiyle 0,hiç birikimi olmayan insan gözünden yapıyorum. Bu yetersiz paranın yanında bir de gece gündüz emek verip başkasının cebini doldurmak için çalışıyorsun, ailene ve kendine ayıracağın vaktinden kısıyorsun. Belki yılda 2 hafta olan tatilinden bile işe harcıyorsun yoğun dönemlerinde. Sen bu hayatı ne zaman yaşıyorsun peki? Bir evin ve araban ne zaman olacak? Ne zaman bugün canım şunu yapmak istedi, yapayım diyebileceksin? Bugün eşime veya çocuğuma istediği şeyi alayım,diğer ay kendime alırım nasılsa hayli hayli param yetiyor,dedin? Bugün erken çıkacağım sevdiklerimle bir program yaptım diyebilecek misin PATRONUNA? Ya da bugün ben yarım gün çalışayım geri kalanını evden halledeyim, yarın mesai yaparım..? Olmuyor. 

 Benim gibi hayata yeni atılacak yüzlerce insan var, hepimiz bir anda akvaryumdan okyanusa bırakıldık, haydi şimdi yaşa denildi. Senelerce akvaryumun her köşesini ezbere bilirken bir anda bilinmez bir macerada yüzmeyi bile bilmediğimizi farkettik. Üstelik bu okyanusta yolunu bulabilmek için senden tecrübe istiyorlar, tecrüben yoksa okyanusun derinliklerinde kaybolup gideceksin. Ama biz akvaryumdan başımızı hiç çıkaramamışız ki senelerce, nasıl şimdi yaşamadan tecrübe edineceğiz? Biri çıkıp bir yol var diyor, büyük balıklara hizmet edersen, onları takip edersen onlar sana yiyecek bulur ama sadece bir öğün besleyebilirler diğer öğünleri bulmak, gideceğin yere varmak sana kalmış. Yani arkadaş, büyük balıklara yem olmak istemiyorsan itaat edeceksin. Peki ya ben büyük balığa itaat etmek istemiyor ve kendi yolumu çizmek istiyorsam?

2 Ekim 2020 Cuma

Bumerang gibi bir hayat

Hayattan ne istediğine çok dikkat et,
Seneler geçer, sen unutursun ne dilediğini ama evren unutmaz,
Yastığını ıslattığın göz yaşlarınla dilediklerin bir gün gerçek olabilir.
Canın yandığında söylediğin bir söz,geri döndürülemeyecek sonuçlar doğurabilir.
Evren çok büyük ve adaletli.
Sözlerin dönüp dolaşıp seni öyle bir buluyor ki,
Şaşkınlıkla sevinçten başını döndürebildiği gibi,
Kafana vura vura yere de çakabiliyor.
İnan! Evren seni duyuyor!

4 Temmuz 2020 Cumartesi

Sizinle tanışmak hiç istemem.
İnsanların da son kullanma tarihi olduğuna inanırım.
Mesela sizinle tanışsam, bir kusurunuzu bulurum.
Tabii... Siz de benim kusurumu bulursunuz elbette.
Doğru kelimelerle kusurlarımızı dile getiremezsek birbirimizi kırabiliriz.
Yok hayır,tanıştığıma memnun olmayacağımı biliyorum.
Ama size bunu söylersem abes kaçar, toplum tarafından.
Hepimiz bir şekilde yaşadığımız toplumun sınırladığı çerçeveye ayak uyduruyoruz bazen.
Evet, bazen.
Kendimizi dinlemekten önce başkalarını dinlediğimiz için,
Kuralları çiğnediğimizde asi olduğumuzu düşünüyoruz.
Belki de dayatılan sıradanlık kötüdür.
Hayır, hayır sıradan olmamak için yapılan saçma sapan şeylerden bahsetmiyorum.
Mesela ben sizinle tanışmak istemiyorsam ne var yani,
Bu sizi kırar mı?
Kırmamalı.
Eğer sizi tanısaydım, bu sorunun cevabı benim için önemli olurdu.
Fakat artık şu kısacık hayatta tek önemsemek istediğim kişi, benim.
Bu nedenle sizinle hiç tanışmak istemem.

3 Temmuz 2020 Cuma

Yalnızlık ömür boyu

Kendine yetebildiğin zaman tek başına da kalsan göğüsleyebilirsin her şeyi.
Küçüçük bedeninle, dünyaya kafa tutarsın.
"İşte hayat bu kadarsın be, yendim seni!" Dersin.
Kendini çok güçlü sanarsın ama zaafların vardır.
Ve zaafı olan insan, gün gelir en güçsüz olur.
Yem olur.
Peki...
Zaafı olmayan yalnızlık mı güçlü yapar insanı?
Bilemem.
Belki yalnız olmak tatlı gelir,
Bir ayağın çukura düşmedikçe.
Yalnızlıkla biriktirdiğin tek anı, yalnızken içten içe özlediğin kalabalıktır.
Güçlü olmak için oynadığın mutluluk oyunudur.
Sahne kararıp ışıklar kapanınca,
Alkışları başlar hayatın.

8 Haziran 2020 Pazartesi

Sis

Hayatta çoğu şeyde şanslı olduğumu düşünüyorum.
Evet,kötü anlarım oldu. Ama daha kötülerini yaşayan birileri hep vardı. Daha iyilerini de yaşayanlar vardı elbet. 
Kimi zaman kötüsünü görüp şükrettim,kimi zaman iyisini görüp imrendim.
Bardağın dolu tarafı muhabbeti var ya tam da öyle. Nasıl bakarsan öyle görüyorsun.
Ama bir his var ki içimde, mutluluktan uçsam da, üzüntüden gözyaşlarına boğulsam da hep orada.
Nereye gidersem gideyim,kurtulamıyorum.
Karanlık bir sis gibi.
Bu his yoğunlaştıkça,midem bulanıyor,başım ağrıyor. 
Öyle bir şey ki ne anlatsam siz anlarsınız ne de ben doğru kelimeleri seçebilirim.

7 Haziran 2020 Pazar

Zaman geçiyor,
Sen büyüyorsun,
Acılara bürünüyorsun,
Mutluluk biraz daha eksiliyor hayatından,
En canlı renkleri bulup hayatına katmaya çalışıyorsun,
Zaman geçiyor,
Yalnızlaşıyorsun,
Birer birer gidiyor herkes,
Sen eksiliyorsun.
Zaman geçiyor,
Öğreniyorsun,
Öğretiyorsun,
Bilinçleniyorsun,
Zaman geçiyor,
Her şey değişiyor da,
Bazı hislerin hiç ölmediğini farkediyorsun.


Çiçekler susuz kaldı gittiğinden beri,
Ben beceremiyorum yaşatmayı,
Sen de öyle demiştin ya,
Kapının önünde o son bakışın,
Mıh gibi çakıldı aklımın bir köşesine,
Bundan sonra bir şey unuttum bahanesiyle döndüğüm o evde kapıyı açan bir "sen" olmayacaksın.
Geceleri uyuyamadığımda sakin ses tonunla,saçlarımı okşayarak anlattığın hikayelerin olmayacak.
Bana her kızdığında, odaya gidip saatlerce şarkı söylemeni duyamayacağım,
Ve ben şimdi sesinin her tınısını özleyeceğim,
Şimdi ve bundan sonra en çok seni, en çok seni seveceğim.

15 Nisan 2020 Çarşamba

Ölüm

Birgün son kere bakacağız sevdiklerimize ve bunun son olduğunu bilemeyeceğiz.
Aralık bıraktığımız kapıdan ölüm sessizce girecek.
Zaten bir eve girdi mi, hayatın sahteliğini tüm gerçekliğiyle vurur yüzüne.
Son kez yıkanıp günahlarımızla gömüleceğiz.
Ölümlü olduğumuzu bilmemize rağmen bir türlü sindiremedik şu ölümü.
Düştüğü yeri yaktı hep.
Hikayeler kaldı geriye,fotoğraf karelerinde gülen yüzler kaldı.
Sevdiklerine son kez sarılamadan gitmenin acısı kaldı.
"Keşke!" Dersin. "Keşke durdursak zamanı."
Durmaz,geçer gider. Ölümün bir daha sessizce girebilmesi için,
Açtığı yaralara merhem olabilmek için.
Geçer gider de sen de yitip gidersin.
Hepimiz bir gün hikaye olacağız. Fotoğraf karelerinden biir biir eksileceğiz.
Ölüm, senin sandığından daha yakınında.

Allah ölümün de hayırlısını versin.

9 Nisan 2020 Perşembe

"Kendi içinde ölmek"

Ne düşünüyorum biliyor musun?

İnsanların paylaştığı iyi-kötü anıların eskisi kadar umurumda olmadığını,

Çünkü benim onlarla paylaştığım iyi-kötü anıların aslında onların da umurunda olmadığını gördüm.
Bunu istediğiniz kadar inkar edebilirsiniz ama birinin gerçekten umurumuzda olabilmesi(veya anlamamız) için o kişinin yaşadığı iyi-kötü şeyleri bir zamanlar bizim de yaşamamız gerek ki tam anlamıyla aynı şeyleri hissedip ortak paydada buluşabilelim.

İzlediğim komik videolara veya filmlere herkesle aynı anda aynı şiddetle gülmüyor, eskisi kadar neşeli tepkiler veremiyorum. Birinin konuşmasına uzun süre dikkat kesilemiyor,birileriyle görüşmek için eskisi kadar heyecanlanamıyorum.

Belki buna kiminiz olgunlaşmak dersiniz,kiminiz büyümek, kiminiz de psikolojik sorun. Ben buna kendi içinde ölmek diyorum.

Bir şeyleri tam anlamıyla yaşayamamak veya yaşadığın anın keyfini çıkaramamak,yaşarken hissedememek beni deli ediyor. En mutlu olmam gereken anda bile soluk kalıp karşı tarafa o enerjiyi verememek...



Benim gibi sahtelikten nefret eden insanın komple sahte hislerle yaşıyor hissinin neler hissettirdiğini anlatamıyorum.

28 Mart 2020 Cumartesi

Bencil

Bir insanı sevdiğimizde çok azımız koşulsuz kendini teslim edebiliyor. Çoğumuz dış güzellik, maddiyat ve popülariteye odaklı.
“o bana bunu yapar mı,acaba beni gerçekten seviyor mu,ya benden sıkılırsa,ya beni aldatırsa, ya şöyle olsaydım yine beni sever miydi?...” gibi benzer sorular hepimizin aklından bir kere de olsa geçmiştir.
Ama bir kere olsun ya ben sıkılırsam,ya ben aldatırsam,ya ben haksızsam,ya ben gerçekten sevmiyorsam...”ı düşünmeyiz. 
Peki neden? 
Buna güven meselesi olarak bakanlar elbet çıkacaktır. Ama değil. Cevabı özetleyeyim:

İnsan bencil bir varlıktır. Yanlışı önce kendimizde aramak yerine okları hep karşı tarafa çeviririz.

3 Mart 2020 Salı


Eve geldim.Ev karanlık.Kimsecikler yok. Zaten yalnız yaşadığım bu yerde kimi bekliyordum ki?
Yorulmuşum ama bedenim hala direniyor.
Karnım tok.Arkadaşlarımdan az önce ayrılmışım.
Bu yorgunluğun üzerine bir şarap iyi gider.
Doldurdum kadehimi, loş bir ışıkla arkada çalan Oscar And The Wolf - You're Mine.
Bedenim kendini ritme yavaş yavaş kaptırırken,düşündüğüm tek şey ne kadar sade bir hayat yaşadığım.
Kadehler fazlalaştı, müziğin ritmi hızlandı.
Salonun ortasında tek başıma çılgınca dans ediyor,zıplayıp duruyordum.
Sadece o anın tadını çıkarıyordum.Yalnız olmanın verdiği özgürlük damarlarımda raks ediyordu.
Bir an yanaklarımın ıslandığını farkettim.
Her şey durdu.Ne müziği duyuyordum ne de kalbimin fazla hareketten hızla çarpan ritmini.
Hissettiğim tek şey derin bir mutsuzluk ve gitgide fazlalaşan gözyaşlarımdı.
Oysa dans etmek ruhun kahkahası değil miydi?
Ruhum mutluysa neden ağlıyordum?
Hangisi gerçekti?

26 Şubat 2020 Çarşamba

Sana mutsuz olma demeyeceğim,
 Mutsuz olacaksın elbet, bitti diyeceksin benden bu kadar.
Olmadığını düşüneceksin,tükendin gibi gelecek.
Ama içindeki o küçücük umudu hatırladığında,
Bütün her şey değişecek.
İnanırsan eğer tutunursan o umuda  
Gör bak arkası nasıl gelecek.
Bir şeyleri başarabildiğinde kendine daha çok inanacaksın.
İnandıkça daha da güçleneceksin. 
 Pes etme! Yalnız gibi gözüksen de asla yalnız değilsin.
Herkes hayatında bir şeylerle mücadele ediyor.
Toprağın altındaki tohum nasıl toprağı aşarak gün yüzüne çıkıp yaşama tutunuyorsa,
Sen de üzerindeki kötü enerjiyi attığın zaman yaşamın büyüsüne kapılacaksın. 

19 Şubat 2020 Çarşamba

İnsan evinde bile mutlu değilse başka nerede mutlu olabilir ki?
Kendi savaşında kaybolmuşken,kimin yüreğine su serpebilir?
Yoksa gidecek bir yeri,hangi yola sapmalı?
İki seçenek var,
Ya batmalı dibe kadar ya da uçmalı göğe doğru.

18 Şubat 2020 Salı

Bir şeyi

Sen...

Kiminin sırdaşı,
Kiminin düşmanı,
Birilerinin gece yatarken aklına gelen son kişisi,
Birilerinin pişmanlığı,
Kiminin mutluluk sebebi,
Kiminin "ya yine geldi ...tipsiz"i
Birilerinin yarını,
Birilerinin ardına bile bakmak istemediği geçmişi,
Kiminin can yoldaşı,
Kiminin şansı,
Birilerinin yolda yürürken aradığı kişisi,
Birilerinin aramaya unuttuğu kişisi,
Kiminin "adı batsın"ı,
Kiminin platoniği,
Birilerinin "aman sonra ararım"ı,
Birilerinin kendini tatmin ettiği kişisi,
Kiminin kalp kırıklığı,
Kiminin imrendiği,
Birilerinin doğum gününde dilediği bir dileği,
Birilerinin önyargısı...

Hepimiz bu hayatta birilerinin bir şeyiyiz, 
bazen farkedip görmezden geldiğimiz,
bazen geç farkettiğimiz,
bazen farketmek istediğimiz,
bazen de hiç farkedemediğimiz.


15 Şubat 2020 Cumartesi

Fazlası zarar

Gerektiğinden fazla düşünmek kendimize verdiğimiz en büyük zarar olabilir.
Ya da gereksiz şeyleri gerektiğinden fazla düşünmek.
Neyse...
Düşünmeyin!
Kendinizden başka kimseyi,üzülecek kadar düşünmeyin.
Her şeyi kötüye gidecekmiş gibi de düşünmeyin.
Ama çok iyi de düşünmeyin.
Düşünmeyin!
Bu bir virüs.Çok çabuk yayılan.
Su akar yolunu bulur,
En büyük acılar bile zamanla azalır.
Hayatı pişmanlıkla değil, iyikilerle doldurun.

Sevgi günü

Sevgililer günü yerine sevgi günü olsa keşke.
O gün geldiğinde bir çiçek alacağımıza bir çiçek sevip sulasak mesela,
Bir kedinin,köpeğin başını okşasak,
Evsiz bir çocuğun evi olsak,
Güneşi selamlasak,
Kuşların ötüşüne eşlik etsek,
Bir sahil kenarında kapasak gözlerimizi dalganın kıyıyı sevişini dinlesek,
Sevgi günü işte canlısı cansızı herkese sevgi verip sevgi alsak,
Mutluluk bulaşsa herkesin gününe.
Sadece sevgililerin günü değil de herkesin sevgisinin günü olsa bir gün de.

13 Şubat 2020 Perşembe

Salgın

Bir kitapta insanoğlunun bu dünyaya gönderilen salgın bir hastalık olduğundan bahsediyordu.
Sonra düşündüm...
 Çok mantıklıydı.
Varolduğundan beri hayatta kalmak adına başka türlerin sonu olmuş.
Geliştikçe daha da bencilleşip dünyanın düzenini bozup
Yok etmek ve tüketmek üzerine proglamlanmış yaratıklara dönüşmüşüz.

12 Şubat 2020 Çarşamba

Boşluk

Gözlerimi açmamak istediğim günler öyle sık ki,
Bu sonu beklerken, yanlışlıkla mutlu olacağım ve en mutlu olduğum anda gözlerimi sonsuza kadar kapayacağım diye ödüm kopuyor.
Bu da benim cezam olur diye içimdeki benle konuşuyorum.
Belki de vicdanım fısıldıyordur.