6 Aralık 2020 Pazar
İnsan Virüsü
23 Kasım 2020 Pazartesi
24
Birkaç gün önce 24 yaşımı doldurdum. 24 senedir iyi kötü bir şeyler gördüm. Erken yaşta, çok sevdiğin birini kaybetmek nedir öğrendim. Mezar taşının önünde konuşmayı, bazen ona sarılıp ağlamayı,hayatın ne olursa olsun devam ettiğini, acının geçmediğini ama hafiflediğini.. Güzel anıların içinde kendimi kaybettim bazen. Karnım acıyana kadar güldüm. Şiir yazdım. Şarkı söyledim. Sahne aldım. Tiyatro oynadım. Az ama öz dostluklar kurdum. Çok arkadaşım oldu, düşmanım var mı bilmiyorum. Ama ben kimseye düşmanlık beslemedim. Ailenin kan bağıyla ilgili olmadığını öğrendim. İnsan olmanın sadece insan doğmakla olmadığını, başkasının acısını paylaşabilmeyi, birinin yardımına el uzatabilmeyi, paylaştıkça mutlu olmayı öğrendim. En çok bunu sevdim. Birini mutlu etmek. Bir hayvana bile iyiliğim dokunsa mutlu oldum. Aşık oldum mu bilmiyorum, ama çok sevdim. Aşk biraz karışık. Mantıklı olmayı tercih ederim. Bir ara platonik olmuştum. Sırf birine karşılıksız sevgi beslediğim için kendime kızıp oturup ağlamıştım. Ağladım çokça kez, sabah çok eğlenip akşam yattığımda yastığım sırılsıklam uyuduğum çok oldu. Hala da olur. Bazen hiç tanımadığım birinin ölümüne bile ağladım. Zaten karşımda biri ağlamaya başlayınca da kendimi zor tutarım. Çok hata yaptım. Söylenmeyecek şeyler söyledim. Pot kırdım. Sokakta birden kendimi yere bırakıp bağıracak kadar öfkelendim. Sonra öfkemi kontrol altında tutmayı öğrendim. Kavga ettim,fiziksel olarak, sonra gereksiz bir şey olduğu için kavga etmemeye söz verdim. Tacize uğradım, kaç kez hatırlamıyorum, bu ülkede tacize uğramamış bir kadın gösteremezsiniz zaten. Küçükken ağlamıştım büyüyünce kafa tutmaya başladım. Dünya'nın her yerinde kadın olmak zor. Yurtdışına gittim,gezdim,okudum. En çaresiz hissettiğim zaman da burada olmuştu. Yine de en güzel zamanlarımdı. Arkadaşını yolda tanıdığını gördüm. Hiç alışamayacağını düşündüğün şeylere nasıl kolay alışıldığını gördüm. Dışarıya karşı gardımı almışken o gardı indirebilen birileriyle tanıştım. Korkarak başladığım çoğu işi çok sevdim. Cesaretimi kıran çok şey oldu ama cesaretimi topladığımda hayat güzel şeyler sundu. Çizgimi bozmadım, ben neysem o oldum, ne istediysem onu yaptım. Hayal edip ulaştığım da oldu, ulaşamadığım da. İçten dileklerimden seneler sonra vazgeçtiğimde ya da unuttuğumda hayat önüme sundu. Şükrettim. Yalnız kaldım, o zaman biraz daha büyüdüm. Acılar olgunlaştırmaya devam eder. Hoşgeldin yeni yaşım ve yeni olacak diğer tüm duygularım.
20 Kasım 2020 Cuma
En çok kendimden
Bir anda her şeyi bırakıp gidebilmek mümkün olsa, nereye giderdin?
Nereye gideceğini bilmeden öylece gitmek istiyor için bazen, biliyorum.
Sıkılıyorsun her şeyden, en çok kendinden, benim gibi.
Aynaya baktığımda, ne kadar acıya dayanabileceğimi ölçüyorum gözlerimden.
Bugün ruhunu neyle besleyeceksin?
Bir yer var mı gerçekten, hiçbir şeyin tükenmediği?
Kendimi sevebileceğim ve bulabileceğim?
Bir yer var mı gerçekten huzuru hissedeceğim?
23 Ekim 2020 Cuma
Hayatın içinde küçük balık olmak
Bugün biraz dertleşir gibi
yazmak istedim. Belki sizinle hiç tanışmadık veya artık konuşmuyor olabiliriz. Ama
inanıyorum ki birazdan söyleyeceklerimi eminim bir dönem yaşamışsınızdır. Gerçi
yaşamamış da olabilirsiniz bilemiyorum ama düşünmüşsünüzdür herhalde ya. Yalnız
değilim çünkü biliyorum.
Hangimiz gerçekten istediğimiz gibi bir hayat
yaşıyoruz? Kaçımız istediğimiz meslekteyiz? Kaçımız güne mutlu başlıyoruz? Ben
eminim, çoğumuz hayatta istediği yerlere gelmek için fiziken ve ruhen yoruluyor.
En çok ruhen yoruluyoruz. Ülke şartları bundaki en önemli neden tabii. Yorulman
gerekiyor fakat yorulduğuna değecek bir şey bulamıyorsun elinde ay sonunda.
Asıl nokta da bu.
Bugün alışverişe çıktım o kadaaar pahalı ki her şey, bir asgari ücretin yarısıyla kaliteli 1 mont ve 2 pantolon, 1 kazak belki alabilirsin. Mutfak ve kira masrafını saymıyorum bile. Yani sana bir asgari ücret yetmiyor. Bu hesaplamayı tamamiyle 0,hiç birikimi olmayan insan gözünden yapıyorum. Bu yetersiz paranın yanında bir de gece gündüz emek verip başkasının cebini doldurmak için çalışıyorsun, ailene ve kendine ayıracağın vaktinden kısıyorsun. Belki yılda 2 hafta olan tatilinden bile işe harcıyorsun yoğun dönemlerinde. Sen bu hayatı ne zaman yaşıyorsun peki? Bir evin ve araban ne zaman olacak? Ne zaman bugün canım şunu yapmak istedi, yapayım diyebileceksin? Bugün eşime veya çocuğuma istediği şeyi alayım,diğer ay kendime alırım nasılsa hayli hayli param yetiyor,dedin? Bugün erken çıkacağım sevdiklerimle bir program yaptım diyebilecek misin PATRONUNA? Ya da bugün ben yarım gün çalışayım geri kalanını evden halledeyim, yarın mesai yaparım..? Olmuyor.
Benim gibi hayata yeni atılacak yüzlerce insan var, hepimiz bir anda akvaryumdan okyanusa bırakıldık, haydi şimdi yaşa denildi. Senelerce akvaryumun her köşesini ezbere bilirken bir anda bilinmez bir macerada yüzmeyi bile bilmediğimizi farkettik. Üstelik bu okyanusta yolunu bulabilmek için senden tecrübe istiyorlar, tecrüben yoksa okyanusun derinliklerinde kaybolup gideceksin. Ama biz akvaryumdan başımızı hiç çıkaramamışız ki senelerce, nasıl şimdi yaşamadan tecrübe edineceğiz? Biri çıkıp bir yol var diyor, büyük balıklara hizmet edersen, onları takip edersen onlar sana yiyecek bulur ama sadece bir öğün besleyebilirler diğer öğünleri bulmak, gideceğin yere varmak sana kalmış. Yani arkadaş, büyük balıklara yem olmak istemiyorsan itaat edeceksin. Peki ya ben büyük balığa itaat etmek istemiyor ve kendi yolumu çizmek istiyorsam?
2 Ekim 2020 Cuma
Bumerang gibi bir hayat
4 Temmuz 2020 Cumartesi
İnsanların da son kullanma tarihi olduğuna inanırım.
Mesela sizinle tanışsam, bir kusurunuzu bulurum.
Tabii... Siz de benim kusurumu bulursunuz elbette.
Doğru kelimelerle kusurlarımızı dile getiremezsek birbirimizi kırabiliriz.
Yok hayır,tanıştığıma memnun olmayacağımı biliyorum.
Ama size bunu söylersem abes kaçar, toplum tarafından.
Hepimiz bir şekilde yaşadığımız toplumun sınırladığı çerçeveye ayak uyduruyoruz bazen.
Evet, bazen.
Kendimizi dinlemekten önce başkalarını dinlediğimiz için,
Kuralları çiğnediğimizde asi olduğumuzu düşünüyoruz.
Belki de dayatılan sıradanlık kötüdür.
Hayır, hayır sıradan olmamak için yapılan saçma sapan şeylerden bahsetmiyorum.
Mesela ben sizinle tanışmak istemiyorsam ne var yani,
Bu sizi kırar mı?
Kırmamalı.
Eğer sizi tanısaydım, bu sorunun cevabı benim için önemli olurdu.
Fakat artık şu kısacık hayatta tek önemsemek istediğim kişi, benim.
Bu nedenle sizinle hiç tanışmak istemem.
3 Temmuz 2020 Cuma
Yalnızlık ömür boyu
8 Haziran 2020 Pazartesi
Sis
7 Haziran 2020 Pazar
15 Nisan 2020 Çarşamba
Ölüm
Aralık bıraktığımız kapıdan ölüm sessizce girecek.
Zaten bir eve girdi mi, hayatın sahteliğini tüm gerçekliğiyle vurur yüzüne.
Son kez yıkanıp günahlarımızla gömüleceğiz.
Ölümlü olduğumuzu bilmemize rağmen bir türlü sindiremedik şu ölümü.
Düştüğü yeri yaktı hep.
Hikayeler kaldı geriye,fotoğraf karelerinde gülen yüzler kaldı.
Sevdiklerine son kez sarılamadan gitmenin acısı kaldı.
"Keşke!" Dersin. "Keşke durdursak zamanı."
Durmaz,geçer gider. Ölümün bir daha sessizce girebilmesi için,
Açtığı yaralara merhem olabilmek için.
Geçer gider de sen de yitip gidersin.
Hepimiz bir gün hikaye olacağız. Fotoğraf karelerinden biir biir eksileceğiz.
Ölüm, senin sandığından daha yakınında.
Allah ölümün de hayırlısını versin.
9 Nisan 2020 Perşembe
"Kendi içinde ölmek"
İnsanların paylaştığı iyi-kötü anıların eskisi kadar umurumda olmadığını,
Çünkü benim onlarla paylaştığım iyi-kötü anıların aslında onların da umurunda olmadığını gördüm.
Bunu istediğiniz kadar inkar edebilirsiniz ama birinin gerçekten umurumuzda olabilmesi(veya anlamamız) için o kişinin yaşadığı iyi-kötü şeyleri bir zamanlar bizim de yaşamamız gerek ki tam anlamıyla aynı şeyleri hissedip ortak paydada buluşabilelim.
İzlediğim komik videolara veya filmlere herkesle aynı anda aynı şiddetle gülmüyor, eskisi kadar neşeli tepkiler veremiyorum. Birinin konuşmasına uzun süre dikkat kesilemiyor,birileriyle görüşmek için eskisi kadar heyecanlanamıyorum.
Belki buna kiminiz olgunlaşmak dersiniz,kiminiz büyümek, kiminiz de psikolojik sorun. Ben buna kendi içinde ölmek diyorum.
Bir şeyleri tam anlamıyla yaşayamamak veya yaşadığın anın keyfini çıkaramamak,yaşarken hissedememek beni deli ediyor. En mutlu olmam gereken anda bile soluk kalıp karşı tarafa o enerjiyi verememek...
28 Mart 2020 Cumartesi
Bencil
Peki neden?
Buna güven meselesi olarak bakanlar elbet çıkacaktır. Ama değil. Cevabı özetleyeyim:
3 Mart 2020 Salı
26 Şubat 2020 Çarşamba
Sana mutsuz olma demeyeceğim,Mutsuz olacaksın elbet, bitti diyeceksin benden bu kadar.
Olmadığını düşüneceksin,tükendin gibi gelecek.Ama içindeki o küçücük umudu hatırladığında,
Bütün her şey değişecek.İnanırsan eğer tutunursan o umuda
Gör bak arkası nasıl gelecek.Bir şeyleri başarabildiğinde kendine daha çok inanacaksın.
İnandıkça daha da güçleneceksin.Pes etme! Yalnız gibi gözüksen de asla yalnız değilsin.
Herkes hayatında bir şeylerle mücadele ediyor.Toprağın altındaki tohum nasıl toprağı aşarak gün yüzüne çıkıp yaşama tutunuyorsa,
Sen de üzerindeki kötü enerjiyi attığın zaman yaşamın büyüsüne kapılacaksın.
19 Şubat 2020 Çarşamba
18 Şubat 2020 Salı
Bir şeyi
15 Şubat 2020 Cumartesi
Fazlası zarar
Düşünmeyin!
Bu bir virüs.Çok çabuk yayılan.
En büyük acılar bile zamanla azalır.
Sevgi günü
Bir kedinin,köpeğin başını okşasak,
Evsiz bir çocuğun evi olsak,
Güneşi selamlasak,
Kuşların ötüşüne eşlik etsek,
Bir sahil kenarında kapasak gözlerimizi dalganın kıyıyı sevişini dinlesek,
Sevgi günü işte canlısı cansızı herkese sevgi verip sevgi alsak,
Mutluluk bulaşsa herkesin gününe.
13 Şubat 2020 Perşembe
Salgın
12 Şubat 2020 Çarşamba
Boşluk
Bu sonu beklerken, yanlışlıkla mutlu olacağım ve en mutlu olduğum anda gözlerimi sonsuza kadar kapayacağım diye ödüm kopuyor.

