Birgün son kere bakacağız sevdiklerimize ve bunun son olduğunu bilemeyeceğiz.
Aralık bıraktığımız kapıdan ölüm sessizce girecek.
Zaten bir eve girdi mi, hayatın sahteliğini tüm gerçekliğiyle vurur yüzüne.
Son kez yıkanıp günahlarımızla gömüleceğiz.
Ölümlü olduğumuzu bilmemize rağmen bir türlü sindiremedik şu ölümü.
Düştüğü yeri yaktı hep.
Hikayeler kaldı geriye,fotoğraf karelerinde gülen yüzler kaldı.
Sevdiklerine son kez sarılamadan gitmenin acısı kaldı.
"Keşke!" Dersin. "Keşke durdursak zamanı."
Durmaz,geçer gider. Ölümün bir daha sessizce girebilmesi için,
Açtığı yaralara merhem olabilmek için.
Geçer gider de sen de yitip gidersin.
Hepimiz bir gün hikaye olacağız. Fotoğraf karelerinden biir biir eksileceğiz.
Ölüm, senin sandığından daha yakınında.
Allah ölümün de hayırlısını versin.
15 Nisan 2020 Çarşamba
9 Nisan 2020 Perşembe
"Kendi içinde ölmek"
Ne düşünüyorum biliyor musun?
İnsanların paylaştığı iyi-kötü anıların eskisi kadar umurumda olmadığını,
Çünkü benim onlarla paylaştığım iyi-kötü anıların aslında onların da umurunda olmadığını gördüm.
Bunu istediğiniz kadar inkar edebilirsiniz ama birinin gerçekten umurumuzda olabilmesi(veya anlamamız) için o kişinin yaşadığı iyi-kötü şeyleri bir zamanlar bizim de yaşamamız gerek ki tam anlamıyla aynı şeyleri hissedip ortak paydada buluşabilelim.
İzlediğim komik videolara veya filmlere herkesle aynı anda aynı şiddetle gülmüyor, eskisi kadar neşeli tepkiler veremiyorum. Birinin konuşmasına uzun süre dikkat kesilemiyor,birileriyle görüşmek için eskisi kadar heyecanlanamıyorum.
Belki buna kiminiz olgunlaşmak dersiniz,kiminiz büyümek, kiminiz de psikolojik sorun. Ben buna kendi içinde ölmek diyorum.
Bir şeyleri tam anlamıyla yaşayamamak veya yaşadığın anın keyfini çıkaramamak,yaşarken hissedememek beni deli ediyor. En mutlu olmam gereken anda bile soluk kalıp karşı tarafa o enerjiyi verememek...
Benim gibi sahtelikten nefret eden insanın komple sahte hislerle yaşıyor hissinin neler hissettirdiğini anlatamıyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)