Bir gün bir kitapta okumuştum. Durup dururken modunuz düşüyorsa ve sebebini bulamıyorsanız sizin bile farkında olmadığınız bilinçaltınızda bulunan travmalardan olabilirmiş. Bunu okuduktan sonra benim farkında olmadığım travmam nedir acaba diye sorguluyordum.
Yaşım ilerledikçe birkaç
ipucu buldum. Bir çocuk için anne ve baba figürünün ne kadar önemli olduğunu fark ettim.
Çocuğunla arkadaş gibi olmak güzel tabii fakat bunun da dozu var. Bir seferinde
de psikoloğum bana ebeveynler çocuğun önünde güçsüz durmamalı, çocuğun önünde
gardını indirdiğinde çocuk, ebeveynlik görevini üstlenmeye başlayıp kendine
sorumluluk yüklüyormuş. Bu noktadan sonra roller değiştiği için hayatla sürekli
tek başına mücadele etmeye çalışan bireyler oluyormuşuz. Bulgular gösteriyor ki
ailemizi seçemiyoruz. Ama neyin ne olduğunu öğrenirsek olayları farklı
pencereden değerlendirebiliyoruz. Kolay mı? Asla.
Üzerinize yüklenen
saçma sorumluluklar. Hayatta ders vermek adına size sürekli olumsuzu
tekrarlayan sesler. Mutlu olamamış insanlar tarafından, ne olursa olsun her
şeyin sonunda mutsuzlukla biteceği ve gelip geçici hevesler yaşadığınıza inandırmaya
çalışanlar. Yaşanılan tecrübeleri aktarmaya çalışırken sanki aynı kaderi sizin
de yaşayacağınızı dikte edenler. Sizi bir yoldan götürmeye çalışanlar. Belli
bir kalıba sokmadığını zannedip o kalıpta ısrarcı olanlar. Kendi içsel sorununu
çözememiş sıkışıp kalmış ruhların, kendisinde bir sorun yokmuşçasına sizin neden
öyle olduğunuzu sorgulayanlar. Kendi istediği şey dışında başka bir seçenek
bulduğunuzda veya farklı düşündüğünüzde size tepki koyanlar. Sizi tanıdığını
düşünüp acımasız eleştiri yapanlar. Kimi zaman kendi suçlarını size yıkanlar. Sömürülmeye
çalışılan duygular.
Bunların hepsi farkında olmadan insanı bunalıma sokuyor
işte. Bu çevreyle büyüyüp bi anda durup dururken içiniz sıkılıyor işte benim gibi.
Ya da hayatta bi anlam aramaya çalışıyorsunuz yersiz bir şekilde. Sanki hiçbir
şey başarmamış veya başaramayacak gibi hissetmeye mahkum ediliyorsunuz. Bu
fark etmeden karakterinizi şekillendiriyor. Sorunlarla başa çıkma şekliniz bile bununla
paralel gidiyor. Fark ettiğinizde bu sınırdan çıkmak bir hayli zorlu oluyor. Ama
kim bilir belki labirentin ucuna bir gün ulaşırız.