3 Mart 2020 Salı


Eve geldim.Ev karanlık.Kimsecikler yok. Zaten yalnız yaşadığım bu yerde kimi bekliyordum ki?
Yorulmuşum ama bedenim hala direniyor.
Karnım tok.Arkadaşlarımdan az önce ayrılmışım.
Bu yorgunluğun üzerine bir şarap iyi gider.
Doldurdum kadehimi, loş bir ışıkla arkada çalan Oscar And The Wolf - You're Mine.
Bedenim kendini ritme yavaş yavaş kaptırırken,düşündüğüm tek şey ne kadar sade bir hayat yaşadığım.
Kadehler fazlalaştı, müziğin ritmi hızlandı.
Salonun ortasında tek başıma çılgınca dans ediyor,zıplayıp duruyordum.
Sadece o anın tadını çıkarıyordum.Yalnız olmanın verdiği özgürlük damarlarımda raks ediyordu.
Bir an yanaklarımın ıslandığını farkettim.
Her şey durdu.Ne müziği duyuyordum ne de kalbimin fazla hareketten hızla çarpan ritmini.
Hissettiğim tek şey derin bir mutsuzluk ve gitgide fazlalaşan gözyaşlarımdı.
Oysa dans etmek ruhun kahkahası değil miydi?
Ruhum mutluysa neden ağlıyordum?
Hangisi gerçekti?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder