Eve
geldim.Ev karanlık.Kimsecikler yok. Zaten yalnız yaşadığım bu yerde kimi
bekliyordum ki?
Yorulmuşum
ama bedenim hala direniyor.
Karnım
tok.Arkadaşlarımdan az önce ayrılmışım.
Bu
yorgunluğun üzerine bir şarap iyi gider.
Doldurdum
kadehimi, loş bir ışıkla arkada çalan Oscar
And The Wolf - You're Mine.
Bedenim
kendini ritme yavaş yavaş kaptırırken,düşündüğüm tek şey ne kadar sade bir
hayat yaşadığım.
Kadehler
fazlalaştı, müziğin ritmi hızlandı.
Salonun
ortasında tek başıma çılgınca dans ediyor,zıplayıp duruyordum.
Sadece
o anın tadını çıkarıyordum.Yalnız olmanın verdiği özgürlük damarlarımda raks
ediyordu.
Bir
an yanaklarımın ıslandığını farkettim.
Her
şey durdu.Ne müziği duyuyordum ne de kalbimin fazla hareketten hızla çarpan
ritmini.
Hissettiğim
tek şey derin bir mutsuzluk ve gitgide fazlalaşan gözyaşlarımdı.
Oysa
dans etmek ruhun kahkahası değil miydi?
Ruhum
mutluysa neden ağlıyordum?
Hangisi
gerçekti?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder